3 Şubat 2015 Salı

Ev Yapımı Aloe Vera Yüz Losyonu

 Aloe Vera, içerdiği vitamin A, B1, B2, B 3, B6, B12, C , E ve folik asit, magnezyum, çinko,bakır,kalsiyum, potasyum ve demir  sayesinde, "şifalı bitkilerin kraliçesi" olarak adlandırılır. Aloe Vera, safra kesesi ve böbreklerin fonksiyonlarını iyileştirmede, şeker hastalığını kontrol altında tutmakta, kalp ve damar sağlığında, bağışıklık sisteminin güçlendirmekte, alerjik semptomları yatıştırmakta, eklem ağrılarını hafifletmekte, romatizmal hastalıklarla savaşmakta ve cilt ve cilt ile ilgili problemlerinin ortadan kaldırmakta etkili bir güce sahiptir.

Aloe vera kullanarak evinizde kolaylıkla hazırlayacağınız yüz losyonu sayesinde sağlıklı, pırıl pırıl bir cilde sahip olmanız artık çok kolay.

Malzemeler: 

50 ml gül suyu
50 ml gliserin
50 ml aleo vera suyu
1.2 yemek kaşığı limon suyu
 Hazırlanması ve Kullanımı:

Gül suyunu, gliserini, aloe vera suyunu ve limon suyunu cam bir şişenin içine alın ve iyice çalkalayın. Nemlendirilmiş olan cildinize nazikçe masaj uygulayarak losyonu yedirin. Sonrasında ılık suyla yüzünüzü yıkayın. Hazırladığınız losyonun ömrü 3-5 gündür. Bu süre zarfında karışımı her gün uygulayarak tüketebilirsiniz.

Yüz losyonu haricinde hazırlamış olduğunuz karışımı, ilk yardım malzemesi olarak ciddi olmayan yaraların tedavisinde, böcek ve sinek ısırmalarında, yanıklarda, ciltteki döküntülerde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Mucivezi Bitki: Maca ve Faydaları

Maca bitkisi (lepidium meyinii); bizlerin adını yeni yeni duyduğumuz  ancak Güney Amerika'nın en eski medeniyetlerinden olan İnkaların hastalıkların tedavisinde şifa niyetine kullandıkları, şekil itibarıyla kökü toprak altındaki turpa benzeyen köklü bir bitkidir. Bir tek dünyada Peru'nun And Dağları'nda yetişen bu mucizevi bitkiyi İnka savaşçılarının tükettiklerini ve kendilerine güç ve dayanıklılık verdiğini bilmekteyiz. Ayrıca Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfi sonrası hediye olarak Kraliyet ailesine maca bitkisini armağan olarak getirdiği de söylentiler arasındadır. Peki bu bitkiyi mucizevi kılan nedir?

Yapılan araştırmalara göre maca bitkisi, protein, magnezyum, selenyum ve demir açısından oldukça zengin bir besindir. Maca'nın 19 kadar aminoasit içerdiği saptanmıştır. "Peru'nun Ginsengi" olarak da adlandırılan maca bitkisi, yorgunluk ve halsizlik gibi durumları ortadan kaldırmakta aynı zaman da afrodizyak özelliğine sahip olduğundan ötürü cinsel gücü arttırmaktadır. Doğal hormon dengeleyici etkisi vardır. Özellikle kadınların menopoz dönemlerinde yaşadıkları sıkıntıları hafifletmektedir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan bu mucizevi bitki, içerdiği antioksidan sayesinde, kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.  

1 Şubat 2015 Pazar

Çocukların Korkularıyla Baş Etmenin Yolları

İnsanlar belirsizlikler karşısında korkarlar ve kendilerini tehdit altında hissederler. Bu tehdit algısı da insanda olumsuz duygular uyandırır. Hepimizin farklı korkuları vardır ve bunlarla baş etmeyi öğreniriz. Oysa ki çocuklar ve korkuları söz konusu olduğunda, onların korkularını çoğu zaman anlamsız ve yersiz bulur, korkmamaları gerektiğini söyler, cesur olmalarını bekleriz. Peki çocuklarımıza haksızlık ettiğimizi hiç düşündüğünüz oldu mu? Sonuçta küçücük dünyaları, bu dünyaya ait anlamdıramadıkları ve adlandıramadıkları bir çok şey var. Öncelikle korkunun, oldukça insani bir duygusal tepki olduğunu bilmemiz ve çocukların korkularını
küçümsememiz gerekiyor. Çocuklarımızın korkularını ifade etmelerine izin vermeli, nelerden korkuttuklarını anlamak için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Korkuları hakkında onlarla konuştuğunuzda önemsendiklerini, ciddiye alındıklarını hissedeceklerdir. Korkunun normal bir duygusal tepki olduğunu , korkmamanın garip olduğunu, insanların korkuları aracılığıyla kendilerini rahatsız eden durumlarla baş etmeyi öğrendiklerini, kendimizden örnekler vererek anlattığımızda korkudan korkmamayı öğreneceklerdir. Bu da endişeleri bir nebze dindirecektir. Çocukların korkularının nesnesinin (karanlık, hırsız, hayalet, canavar vb) ne olduğunu bilirsek, korkularınla baş etme yolunda çocuklarımıza kılavuzluk etmemiz daha kolay hale gelecektir. Örneğin; korkusunun kaynağı karanlık ise, odasına koyacağımız hoşuna gideceği bir gece lambası ya da uyuyana kadar yanında kalıp kendisini güvende hissetmesini sağlamamız işe yarayabilir. Eğer hayal ürünü şeylerden korkuyorsa (hayalet, canavar) ki bu somut düşünceden soyut düşünceye geçtiğini gösterir ve genellikle 6 yaş sonrası ortaya çıkar, hayal gücümüzün ürünlerini ortaya koyarak hayaleti, canavarı kontrolümüz altına alabilir, işin içine mizah katarak korku nesnesini komik hale getirebiliriz. Hayal gücümüzü kullanarak yazacağımız bir masalda bir takım semboller kullanarak canavarı ya da hayaleti parodiye dönüştürebilir ya da birlikte bir masal yazabilir ve yarattığınız canavarın çocuğunuz tarafından yok edilmesini sağlayabilirsiniz. Çocuğumuzla birlikte yaratıcı bir dans bulup, yatmadan önce odasında birlikte bu dansı ederek hayaletleri ve canavarların odaya girmesine engel olabilirsiniz. Evde boşalan bir spreyin içerisine su doldurup üzerine hayalet ya da canavar kovucu yazabilir, (sinek kovucu gibi)  uyumadan önce birlikte odasına sıkabilirsiniz.
Tüm bunları yaparken akılda tutmamız gereken bir şeyler ise; 
Korktuğu şeyin üstüne gitmesi konusunda zorlamamamız
Sabırlı davranmamız
Akşamdan sabaha sihirli bir değnekle korkularının bir çırpıda geçeceğini düşünmememiz
Kendi korkularımızı çocuklarımıza aşılamamamız
Cezalandırıcı davranışlardan şiddetle kaçınmamız
Çok fazla koruyucu .davranmamamızdır

Bütün bu önerilerin işe yaramadığını ve korkuların çocuğunuzu esir aldığını ve gündelik yaşantınızı etkilediğini düşünüyorsanız, bir uzmandan destek almanız en doğru yol olacaktır.

31 Ocak 2015 Cumartesi

Şu Blog Dedikleri Nedir?

Blog, özel bir yazılıma ihtiyaç duymadan web sayfası oluşturmayı ve düzenlemeyi sağlayan, düşüncelerinizi hızlıca gönderebileceğiniz, insanlarla iletişime geçebileceğiniz yazarlık sistemidir.
Web günlüğü ya da e- günce olarak Türkçe'ye çevirebileceğimiz Blog kelimesi internet dünyasına, 1999 yılında Blogger'ın bu hizmeti vermesiyle başlamıştır. 2003 yılının Şubat ayında Google'ın Blogger'ı satın almasıyla kullanımı daha da
yaygınlaşmıştır.

Veri girişlerinin dergi stilinde yapıldığı ve ters kronolojik sıra ile görüntülendiği, kullanıcı kaynaklı olan bu sistemin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:


  • Hazırladığınız dosyalar doğrudan sunucuya aktarılır.


  • Düşük maliyetlidir. (Blogger.com, Wordpress.com, blogcu.com gibi bir çok ücretsiz servis bulunmaktadır.)


  • Güncellemeler her an yapılabilir.


  • Bir anda milyonlarca kişiye ulaşmanız mümkündür.


  • Herhangi bir internet bağlantısı ile erişim elde edilebilir.


  • Oldukça geniş işbirliğine olanak sağlayacak özelliktedir. 


Blog Türleri:  Temasal, Kişisel, Topluluk,  Kurumsal (Şirket) olarak 4 ana başlık altında toplayabiliriz.

Temasal Bloglar: Belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı, bu konuda uzmanlaşmış kişişerin yazdığı ve düzenlediği bloglardır. Yemek, tasarım, ev dekorasyonu, fotoğrafçılık gibi konulara odaklanmış bloglar bu türe örnek olarak verilebilir.

Kişisel Bloglar: Çok fazla deneyimi olmayan kişilerin bile rahatlıkla kullanabileceği ve sayfa düzenleyebileceği yapıda olan bu bloglarda, günlük yaşamda deneyimlenen olaylar, durumlar paylaşılır. Daha çok günlük işlevi görür ve en fazla ratlanan türdür.

Topluluk Blogları : Üyelik sistemine sahip olan ve üyelerin gönderdikleri yazılardan oluşan bloglardır. Komünite olarak da adlandırılan bu türdeki blogların çoğu, kendi sunucularındaki blog yazılımını kullanmaktadır.

Kurumsal (Şirket) Blogları: Şirketlerin kendileri ile ilgili haberleri duyurdukları, daha samimi bir şekilde kendilerini ifade ettikleri bloglardır.




30 Ocak 2015 Cuma

Yıpranmış Saçlar İçin Ev Yapımı Maskeler


Saçlarımız söz konusu ise, cılız, kurumuş ve yıpranmış saçlardan daha sinir bozucu ne olabilir ki ? Evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz, tamamen doğal saç maskeleriyle yıpranmış saçlarınızdan kurtulabilir ve sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.


1. Avocado ve Muz Maskesi : Çoğumuz olgunlaşmış muzları yemeği tercih etmez, atarız. Bu sefer atmak yerine saçlarınızda kullanmaya ne dersiniz? 1 adet avokadoyu,1 yemek kaşığı zeytinyağı ve ezdiğiniz 1 muzla karıştırın. Saçlarınıza uygulayın ve 20 dakika  kadar bekletin. Yıkayıp temizleyin. Saçlarınızın parlaklığına inanamayacaksınız.

2. Muz, Avokado ve Yoğurt Maskesi: 1 yemek kaşığı yoğurt, yarım muz ve 1/4 oranında avokadoyu bir kapta karıştırın. Saçlarınıza uygulayın ve 20 dakika kadar bekletin. Yıkayıp temizleyin.

3. Hindistan cevizi Maskesi : Yıpranmış saçlarınız için 2 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağını alın ve bir kapta ısıtın.İçine 1 yumurta atın ve iyice karıştırın. Çok sıcakken saçlarınıza uygulamayın. Biraz soğumasını bekleyin ve saç derinize öyle uygulayın. 30 dakika kadar bekletin. Sonrasında saçlarınızı yıkayıp temizleyin.

4.  Zeytinyağı, Salatalık ve Yumurta Maskesi : Eldeki malzemelerle salata elbette yapabiliriz ama söz konusu yıpranmış, kurumuş ve cılızlaşmış saçlarımız ise, malzemelerimizi maske yapımında kullanmak çok daha faydalı olacaktır. 1 yumurtayı, 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 rendelenmiş salatalık ile karıştırın. Karışımı, saçlarınıza masaj yaparak uygulayın ve 10 dakika kadar bekletin. Yıkayarak temizledikten sonra ipeksi görünüşüne inanamayacaksınız.    

Vitamin ve Besin Değerlerini Kaybetmeden Sebzeleri Pişirmek

Sebzelerin besin değerlerini korumak için sebze seçerken tazeliğine dikkat etmek ve satın aldıktan sonra pişeceği süreye kadar uygun koşullarda muhafaza etmek elbette ki önemlidir.Bir çoğumuz bu konuda oldukça hassas davranırız. Peki aynı hassasiyeti sebzeleri pişirirken de gösteriyor muyuz? Her sebzenin belirli pişirme süresi ve şekli vardır. Pişirme süresi uzadıkça sebzelerin, besin değerlerindeki kayıplar da artmaktadır. Sebzelerin doğru pişirme  süreleri nelerdir?


SEBZE                          HAŞLAMA               BUHARDA              MİKRODALGA

Pancar                             30-60 dak.                    40-60 dak.                    9-12 dak.

Karnabahar                      4-6 dak.                        3-5 dak.                       2-3 dak.

Lahana                             5-10 dak.                      5-8 dak.                       5-6 dak.

Havuç                              5-10 dak.                      4-5 dak.                        4-5 dak.

Taze Fasulye                   6-8 dak.                         5-8 dak.                       3-4 dak.

Ispanak                            2-5 dak.                         5-6 dak.                       1-2 dak.

Kabak                              3-5 dak.                         4-6 dak.                        2-3 dak.

Bezelye                           8-12 dak.                        4-5 dak.                       2-3 dak.

Patates (kesilmiş)            15-20 dak.                      10-12 dak.                   6-8 dak.

Patlıcan (dilimlenmiş)     Tavsiye edilmez            5-6 dak.                        2-4 dak.

Mantar                             Tavsiye edilmez            4-5 dak.                        2-3 dak.

                           
   
     


    Dilin Rengi Hastalıkların Habercisi

    Herhangi bir sağlık sorunundan ötürü doktora gittiğimizde, muayenenin bir parçası olarak dilimizin kontrol edildiğine hepimiz şahit olmuşuzdur. Peki dil ve renginin bir takım sağlık sorunlarının göstergesi olduğunu hiç düşündünüz mü?
    Dilin görünüşündeki ya da rengindeki herhangi bir değişiklik vitamin eksikliğinden, diş eti hastalıklarına bir çok şeyin habercisi olabilir.

    Siyah Renkli Dil : Dilin orta bölümünde yer alan siyahlık  bakteriyel bir durumla karşı karşıya olduğunuzun habercisi olabilir. Antibiyotik kullanımı, fazla sigara ve kahve tüketimi de dilin yüzeyinin siyah bir renk almasına neden olabilir.

    Sarı Renkli Dil : Koyu kahverengi dilde olduğu gibi, sarı renkli dil de bakteriyel bir duruma işaret eder. Kahverengi dil ile arasındaki fark, bakterinin türü ile alakalıdır. Etkili ve dikkatli diş temizliği problemin çözümünde etkin bir rol oynar.

    Beyaz Renkli Dil : Beyaz renkli dilin bir çok sebebi vardır. Vücudun susuz kalmasından kaynaklı olabileceği gibi, bir çeşit mantar ya da iltihaplı bir yaradan, sadece dilinizde olabileceği değil ağzınızın içerisinde de beyazlıklar oluşabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olanlarda, özellikle  küçük çocuklarda ve yaşlılarda sık rastlanan bir durumdur.

    Kırmızı- Çilek Dil : Özellikle B12 ve folik asit eksikliği dilin renginin değişmesine neden olur. Streptokok enfeksiyon (kızıl hastalığı ) dile çilek rengini verir. Kawasaki hastalığında (akut sistematik bir hastalıktır. Damar duvarlarının iltihaplanmasına neden olabilir) da dil, parlak kırmızı bir renk alır.

    Kahverengi Dil : Melonomanın (cilt kanseri)  erken evresine işaret edebilir. Doktorunuza başvurunuz.

    Ben Çikolataya Çikolata Demem Bitter Olmadıkça !


    Siz de çikolata yerken suçluluk hissine kapılanlardan mısınız? O halde suçluluk hissini bir kenara bırakabilir ve gönül rahatlığı ile çikolata tüketebilirsiniz ama bir şartla! Tercihiniz en az %70 kakao içeren bitter çikolatadan yana olmalı!  Yapılan bir çok araştırmalar, bitter çikolatanın içindeki besinlerin sağlığı olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Bitter çikolatanın içerisinde sizi serbest radikallerin tahribatından koruyan antioksidan bulunmaktadır.

    Doğal Bir İlaç Olarak Bitter Çikolatanın Faydaları:

    1. Yapılan araştırmalarda bitter çikolata tüketiminin beyne ve kalbe kan akışını arttırdığını, böylelikle bilişsel fonksiyonları geliştirdiğini ortaya koymaktadır.

    2. Haftada 3 kere bitter çikolata yemek, kalbi güçlendiriyor.

    3. Bitter çikolata vitamin kaynağıdır.Potasyum, bakır, magnezyum ve demir yönünden oldukça güçlüdür. Bu vitamin ve mineraller yüksek tansiyondan, kansızlıktan, inmeden bizleri korur.

    4. Düzenli bitter çikolata tüketimi, kolestrolün düşmesine yardımcı olur. İçerdiği antioksidan LDL kolestrolün oksidasyonunu engelleyerek atardamarları korur.

    5. Çikolata, teobromin içerdiğinden öksürüğü yatıştırıcı etkisi vardır. Bir fincan badem sütünün içine katacağınız işlenmemiş kakao, öksürüğünüze iyi gelecektir.

    6. İçerdiği magnezyum yüzünden stresli hissettiğinizde yiyeceğiniz bitter çikolata, kendinizi daha iyi hisetmenizi sağlayacaktır.

    7. Bitter çikolata içinde bulunan flavonoid, cildinizi UV ışınlarının hasarından koruyacaktır.

    8. . Bitter çikolata yenildiğinde vücut endorfin hormonu salgılamaktadır.Bu da bitter çikolatayı doğal bir ağrı kesici yapmaktadır.
     

    "Eşyanın Tabiatı": Ev Yapımı Antibiyotik

    "Eşyanın Tabiatı": Ev Yapımı Antibiyotik: Tamamen Doğal Malzemelerle Hazırlanan Ev Yapımı Antibiyotik İle Kendinizi Hastalıklardan Koruyun! Güçlü bir karışım olan bu ev yapımı ila...

    Bademcik İltihabından ve Boğaz Ağrısından 4 saatte Kurtulmak

    Bademcikler; mikroplarla savaşmakta oldukça etkili olan, boğazın her iki tarafında yer alan, şekil olarak bademi andıran dokulardır. Bademcikler, bazen mikroplarla savaşmakta etkisiz kalıp iltihaplanırlar. Bademcik iltihabının, en belirgin semptomları arasında boğaz ağrısı, yutkunma zorluğu, ateş, boyunda şişme ve eklem ağrılarıdır. Bademcik iltihaplanmaları, virus kaynaklı ya da bakteri kaynaklı olabilir. Bakteri kaynaklı iltihaplanmalarda doktora başvurulmalı ve doktorun önerdiği antibiyotiklerle tedavisi sağlanmalıdır. Virus kaynaklı bademcik iltihaplanmalarda ise, aşağıda verilen reçete uygulanarak iltihaptan ve boğaz ağrısından kısa sürede kurtulmak mümkündür.

    200 ml suyu   80 gr öğütülmüş kimyon tohumunun üzerine dökün ve 15 dakika kadar kaynatın.

    15 dakika sonunda öğütülmüş kahveyi andıran bir yoğun bir karışım elde edeceksiniz.

    Bu karışıma 50 ml kadar su ilave edin ve kaynatın.

    Kaynamaya başlayınca ateşten alın ve içine 1 yemek kaşığı kadar konyak, viski ya da brandy ekleyin.

    Tedavi için karışım hazır.

     Her 30 dakikada bir 1 yemek kaşığı kadar için.

    2 saat sonunda daha kolay yutkunabilir bir duruma geleceğiniz gibi boğaz ağrınızda da bir azalma hissedeceksiniz.

    4 saat sonunda ise kendinizi daha rahatlamış hissedeceksiniz.